ÖNÜGÖREN ECZANESİ (MERKEZ)     EROĞLU ECZANESİ (MERKEZ)     EŞSİZ (ALTUNHİSAR)     AYTEN ECZANESİ (BOR)     UYSAL ECZANESİ (ÇAMARDI)     SİNEM ECZANESİ (ÇİFTLİK)     ULUKIŞLA ECZANESİ (ULUKIŞLA)    

ODA BASKANIMIZ ECZ. NIHAT OZTURK'ÜN 25.05.2012 TARIHLI METNI (2011-11-21)

Değerli Meslektaşlarım;


Geçtiğimiz süreçte eczane ekonomisini etkileyen en önemli olayların başında KKİ iskontolarının artışı ve fiyat düşüşleri ile meydana gelen stok zararları oluşturuyor. Özellikle 10/Kasım/2011 tarihinde yayınlanan Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda yapılan düzenleme ile, fiyat düşüşlerinden kaynaklanan stok zararları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 17 Aralık 2011 tarih Resmi Gazete’de yayımlanan SUT Değişikliği ile, 25/3/2010 tarihli ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 6.4.1. numaralı maddesine şu fıkra eklenmiş:


“Kamu kurum ıskontolarında yapılan ilave iskonto uygulamaları nedeniyle eczane stoklarında meydana gelebilecek stok zararları firmalar tarafından ecza depolarına, depolar tarafından da eczanelere ödenir. Bu kapsamda yapılacak işlemlerde, eczacılar tarafından İlaç Takip Sistemine yapılan bildirimler esas alınır.”
14 Nisan 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan BEŞERİ İLAÇLARIN FİYATLANDIRILMASI HAKKINDA TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ’ ile de:

“Fiyat listesinde yapılacak değişikliklerin uygulanmasına listenin yayımlandığı tarihten 5 iş günü sonra başlanır. Denilmesine rağmen sorumlular hala duymazlıktan gelmekte ve sorumluluklarını kabul etmek istememektedirler.”
Eczacılar karşısında açıkça bir defans yapmaktansa halk arasında kayıkçı dövüşü diye tabir edilen sorumluluğu diğer tarafa yükleme gayreti içerisinde bulunmaktadırlar.


İlacın akıbeti ne olacaktır? Yeni fiyat düşüşleri olacak mıdır? Reçeteye etken madde yazılması söz konusu olacak mıdır? Olacaksa ilaç fiyatlarına ne gibi etki yapacaktır?


Ticari iskontoların kaldırılmasına karşı yapılan ilaçta durum komisyonunun tavsiyeleri eczacılarımız tarafından uygulanamamıştır. Ancak uygulamaya katılmayan eczacılar karlı çıkarken katılanlar zarar görmüşlerdir.


Muayene ücretlerin tahsili hala büyük bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.


2012 Yılı itibariyle 5510 Sayılı Kanuna göre 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren İlk ve Orta öğretim kurumlarında Parasız Yatılı olarak okuyan öğrencilerin fatura bedelleri ödenmemiş SGK da açılan kısa süreli özel izinle SGK’lı olanların bedelleri muayene ücretleri,katılım payları ve fiyat farklarının zararını eczacıların zarar hanesine yazılmış,SGK’lı olarak kayıtlı olmayanların tüm bedelleri eczacılar tarafından ödenerek, şimdide aynı durum Askerlik Şubelerine ve İl Jandarma Komutanlıklarına faturaları kesilerek teslim edilen veya teslim edilemeyen reçetelerin bedellerinin tahsilinde ortaya çıkmıştır..
Reçete itiraz komisyonunun yapısı değişmiştir. Ciddi bir ilerleme sağlanmıştır.Ancak SGK İl Müdürlüklerinin bizler gibi 250 KM uzakta olması bizim için ve itiraz edecek meslektaşlarımız için maliyet açısından ciddi bir handikaptır. Bu komisyonların uygun zamanlarda SGK İl Müdürlüklerinin bulunduğu bütün illere giderek bu reçeteleri değerlendirmesi bence daha uygun ve adil olacaktır. Çünkü SGK dan katılacak kişi sayısı az olduğundan itiraz edenlerin bulunduğu ile gitmesi doğru bir davranış olacaktır.
Medulanın düzenli çalışmaması her zaman olduğu gibi eczacıyı baskı altında bırakmakta kendi çözüm yollarını bulmaya zorlamakta olup e-reçete ile bu durumun ne hale geleceği eczacıyla hastalar arasında hangi problemlerin çıkacağı şimdiden ön görülememektedir. Özellikle acil reçetelerine nasıl cevap verileceği bir muammadır.


E-Rapor konusunda ciddi sıkıntılar çektik hala da çekmekteyiz. İnşallah e-reçetede de çok ciddi sorunlar yaşamayız.Ancak yine göç yolda dizilir mantığı ile hareket edilirse yandı gülüm keten helva.


Eczanesi olmayan yerleşim yerlerine ilaç temini SGK protokolüne girmiş ve sıralı dağıtım ile temini sağlanmıştır. Bizler 03 Ocak 2011 tarihinden itibaren bu sistemi uyguluyoruz,yaklaşık 63000 kişiye hizmet veriyoruz. Şu problemler karşımıza çıkıyor..


Doktorlar Sağlık Müdürlüğünün önceden verdiği programa uymayıp belirlenen günde ilgili beldeye gitmiyor, reçete arkasına kaşe yapmıyor, doktor tarafından doldurularak eczaneye verilecek liste eczaneye verilmiyor, bazı doktor ve eczacılar tarafından sabote ediliyor ve şimdide e-reçete ile birlikte nasıl bir yöntem uygulayacağız bunun üzerinde çalışmaya başladık. Bütün bu sorunlara rağmen başarılı ve düzenli bir şekilde bu sistemi götürüyoruz.

İlaç sanayi tarafından Ticari iskontoların kaldırılması, depoların peşin iskontolarda ve yıllık ciro primi düşüşleri eczane ekonomisine ciddi zarar veren olaylardır.Ayrıca dağıtım kanallarının ilaç dışı ürünlerde eczanelere daha yüksek fiyatlarla ürün satarken marketlere veya parfümerilere farklı fiyat vererek eczacıların güvenilirliğini ve bilgisini kullandırarak ürünlerin üzerine ve tanıtımını yaparken sadece eczanelerde bulunur derken, ürün satışını başkalarının yapmasını sağlaması eczacıları halkın gözünde pahalı ürün satan yerler olarak görmesine vesile olmaktadırlar.


Aslında sorunlar konusunda bir mutakabatsızlık söz konusu değil. Bugüne kadar bütün sorun ve suçu sağlıkta dönüşüme yükleyerek acaba kolaycılık mı yapıyoruz diye düşünüyorum. Bütün suçu sağlıkta dönüşüme endekslemeyi çok anlamlı bulmadığımı söylemek istiyorum. Sağlıkta dönüşüm bir vakadır. Deprem etkisi yapmıştır. Temelleri sarsmıştır. Altından da yeni bir sistem çıkmaktadır,büyük oranda da sistem tamamlanmıştır.


Sağlıkta dönüşümün başlamasından bugüne öncelikle vatandaş açısından bakmamız lazım vatandaş bu konuda rahatsızlıkları olmasına rağmen mutlu. Yapılan hizmetlerden de memnun. Geçmişte hastalar muayenehane önlerinde bekliyorlardı,hastanelerde rehin kalıyorlardı hatta cenazelerini bile alamıyorlardı şimdi böyle bir durum söz konusu değil.


Biz eczacılar bağ-kur karnesiyle üniversite hastanelerine yahut özel hastanelere gidebiliyor muyduk, buralarda yazılan reçeteler kabul ediliyor muydu? Eczanemize gelen hastadan kaç tanesi reçetenin tamamını alabiliyordu? Tabii ki çok az bir kısmını!


Bizler, bende dahil fiyat düşüşlerinde hep yakınıyoruz ve bunun zararından kurtulabilmek için elimizden geleni yapmamıza rağmen geçmişi bir hatırlamakta gerekiyor diye düşünüyorum. Yüksek enflasyon bir ilaç fiyat düşüşü değimliydi?


Geçmişi şöyle bir hatırlayalım; Nisan 1994 ‘te eczanelerimizde ki stoklarımız bir gecede yarı yarıya değer kaybetmedi mi? Fakirleşmedi mi?Piyasada ilaç mı kalmıştı? Alacağımız SSK da, ya da defterdarlıklarda bekliyordu. Alacaklarımız enflasyon dolayısıyla kendi kendine erimiyor muydu? Hemen hemen Hiç kimse ilaç almıyordu elinde ne kadar nakiti varsa dört ayda yaklaşık %50 faize yatırmadı mı?


Şubat 2001’de aynı şeyleri yaşamadık mı?


İlaç paralarını beklerken alacaklarımız yüksek enflasyon nedeniyle erimedi mi?


Ödemeler bazılarının keyfine bağlı değil miydi? Ödenek yokluğu nedeniyle aylarca bekliyorduk.


Hepimiz eczanelerimizden ümidimizi kesmedik mi?


Değerli Arkadaşlar; Ekonomideki değişikliklerin bizlere tabii ki bir çok etkisi oldu.Ama sadece eczacılara olmadı ki! Tüm ekonomik aktörlere benzer şekilde etki etti.


Sağlıkta dönüşümün olumlu ve olumsuz etkilerini hep beraber yaşadık. Bu olayın artılarını ve eksilerini görmemiz gerekiyor. Sadece olumsuz etkilerini öne çıkararak ve şikayet ederek ancak kendimize zarar veririz. Yeni meslektaşlarımıza umutsuzluk aşılarız. Tam tersine onlara moral vermeli güç kazandırmalı.


Mesleğimize bu oluşturulan düzende yer açacak daha saygın hale getirecek bir duruş sergilemeli, uzlaşmacı ama kararlı diyalogtan kaçmayan kendimizi iyi ifade etmemiz gerekmektedir.

Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ve Oda Başkanları sorunların hepsini gayet güzel biliyor, çözmek içinde herkes elinden geleni yapıyor. Ancak sorunların bilinmesi ve çözmek için çalışılması yeterli olmuyor. Gelinen süreçte İlaç Sanayi bir blok oluşturdu,ilaç dağıtım kanalları bir blok oluşturdu, sadece biz eczacılar bir blok oluşturamadık. Sürekli kendi aramızda tartıştık.


6197 hariç 1953 Yılında kabul edilen 6197 Sayılı kanunun değişmesi gerektiği konusunda hepimiz hemfikirdik. Ancak bundan önceki dönemlerde görüşmeler sırasında yapılan taktik hatalardan dolayı başarılı olunamadı.


Yalnız bu sefer görev alan merkez heyetimiz SGK Sözleşmesi sırasında da 6197 Sayılı Kanunun çıkarılması sırasında da TEB yakışır bir tarzla, diyalogla, kararlı, anlaşmacı bir üslupla masada kalmış, bizlerin ve gelecekte eczacılık yapacak meslektaşlarımızın haklarını sonuna kadar savunarak fevkalade büyük bir başarıya imza atmıştır. Aynı gayreti önümüzde çıkacak olan yönetmeliklerde de göstermelerini bekliyoruz. Bu başarıda emeği olan tüm yöneticilere sonsuz teşekkürlerimi sunuyor başarılarının devamını diliyorum.


Tüm Oda Başkanı ve yöneticileri meslektaşlarımı da bundan böyle TEB ile birlikte hareket etmeye fikir ayrılıklarımızı da sadece kendi aramızda değerlendirmeye ,ortak tutum ve davranış sergileyerek daha güçlü olmaya davet ediyorum.


TEB’ den de bir an önce ilaç alım portalını açmalarını eğitimler konusunda da daha aktif davranmalarını bekliyorum. Tüm meslektaşlarıma başarılar diliyorum.


Saygılarımla.. 25/Mayıs/2012


Ecz. Nihat ÖZTÜRK